Gönderen: xguilty | Şubat 7, 2010

could you be my flamingo!? | guilty

saçmalamak harkulade bir şeydir. pek keyifli pek faydalıdır. zihni boşaltır. gel gelelim hakkında yazı yazacak doğru kişi aslında ben değilim. yazabileceklerden biriyim diyelim. zaten asıl bahsetmek istediğim pro-saçmalamalar değil. sadece girizgaha ihtiyacım olduğu için değineceğim.

efenim saçmalamak ultrasonik olduğu kadar oldukça zor bir iştir. kabloları tamamen yanlış bağlanmış bi zihne ihtiyacınız var. bu da genelde yeterli değildir. üzerine düşünmemeli ve cümleleri önceden hazırlamamalısınız. çünkü zihin çoğu zaman kandırgaçlı davranabilir. hayatta kalmak için evrimleşmiş cevizimsi beynimiz mantıklı olan ya da hissettiğimiz şeyleri dışa vurmaya alışkındır. böyle olunca bi düşünceyi bir kaç saniye içersinde dışa vurmazsanız her geçen saniye daha mantıklı olmasını sağlayarak can sıkıcı bir hale gelmesine sebep olursunuz (ki emin olun sırf bu yüzden bugün çok başka bir yerde, çok başka biriyle olabilecekken buradasınız). dolayısıyla üzerine düşündükçe saçmalamaktan gittikçe uzaklaşırsınız.

yazının başında dediğim gibi ben de saçmalayabilenlerden sadece bir tanesiyim. fena da değilimdir. ya ne olacağıdı!? saçmalayabildiğim için midir bilinmez hiç saçma rüya görmem. bunu ahanda şimdi farkettim. millet neler anlatıyor rüyalarıyla ilgili, duyunca “abbaw” dediğim. bendekilerse tamamen sıradan rüyalar. bi takım deşarj meselesi sanırsam. onlar uykuda deşarj olurken ben mütemadi bi şekilde deşarj vaziyetindeyim. deşarz.

neyse efenim girizgah uzadıkça asıl bahsetmek istediğimden uzaklaşıyorum. anlatmak istediğim istem dışı saçmalamaların önemi. bizim gibi saçmalamayı tamamiyle kontrolü altında tutabilen ve yeri geldiğinde kullanabilenler için istem dışı saçmalamaların önemi büyükmüş. müş diyorum çünkü ben de yeni farkettim.

uzun zamandır ilk defa dün istem dışı saçmaladım efenim. saçmaladığımın farkında olarak ama onu kontrol edemeyerek. resmen kendimi dışardan izliyordum. hani filmlerde olur ya. biri ölünce ruhu ayrılır da bedenini izler. aynen onun gibi bi durum yaşandı. heralde bilinçli saçmalayan zihnim, uzun zamandır başıma gelmemiş olan boş ve savunmasız anımı sonunda bulmuş ahanda fırsat bu fırsat diyip ivedilikle bedenimden ayrılmış ve oturduğum yerden bir kaç adım ötede beni izleyip kahkahalar atmaktaydı. coupling’deki jeff’in “Hipo!” dediği sahnedeydim. yani dediklerimi bir yandan izliyor gibiydim. çok eğlenceliydi.

nedenini henüz bilmiyorum. ama utanç vericilik seviyesi arttıkça istem dışı saçmalıyor olmanın mutluluğu da o kadar artıyor. hele karşımdakine “flamingom olur musun?” diye sormamak için kendimi tutmaya  çalışırken!

guilty

07.02.2010

Eski Gönderiler »

Kategoriler