
Eternal Sunshine Of The Spotless Mind 2004 senesinde vizyona girdi. Jim Carrey (Joel Barish), Kate Winslet (Clementine Kruczynski), Elijah Wood (Patrick), Kristen Dunst (Mary) gibi oyuncuların yer aldığı film kanımca gelmiş geçmiş en iyi sinema filmleri listesinde ilk 5′e rahatlıkla girebilecek düzeyde.
Bir birlerini hafızalarından silmek için Lacuna Inc. adlı şirkete başvuran Clamentine ve Joel’un (önce Clementine sildirir) yolu enteresan bir şekilde yeniden kesişir. Birbirlerini yeniden tanımaya başlayan bu çift arasında herşey yolunda gitmekteyken beklenmedik şekilde ortaya çıkan bir ses kaydı geçmişte olanları öğrenmelerine sebep olur. Filmin asıl sahnelerini Joel’un hafızasını sildirme kararını alması ve işlemin başladığı sırada izlemeye başlıyoruz. Hele bir kaçış sahneleri vardır ki eyvah eyvah : )
Film ülkemizde 2006 senesinde vizyona “Sil Baştan” şeklindeki rezalet bir ismiyle girdi ve hakettiği ilgiyi göremedi. Bence genel izleyici kitlesine FAZLA BİR FİLM!!
Filme damgasını yalnızca kurgu ve Jim Carrey’in oyunculuğu vuruyor demek pek doğru olmaz. Soundtrackler, replikler ve göz dolduran kareler de zihinlerde rahatlıkla yer ediyor. Bir kaç örnek vermek gerekirse:
joel: she is nice, nice is good
—-
joel: continously speaking is not necessary to comminucation.
—-
remember me…try your best…maybe we can!..
—-
joel: wait!
clem: why!?
joel: i don’t know, just wait…
Film boyunca izlediğimiz o muhteşem karelerden biri de şu şekilde..

Çıkartılmış sahneler de dahil tüm senaryoyu okumak isteyenler ingilizcelerine güveniyorlarsa bu linkten senaryoyu indirebilirler..
http://rapidshare.com/files/20728173/eternal_sunshine_of_the_spotless_mind.doc
Filmin en ilgi çekici müziği Everybody’s Gotta Learn Sometimes filmden görüntülerle beraber aşağıdaki videoda:
Peki bakalım dostum al sana bir Eternal “eleştirmsisi”
Yazan: Bizzat ben, Altantois
———————————————————
ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND
2003 – Michel Gondry
Jim Carrey, Kate Winslet
Bu filmin anıları asla silinemez…
Önce hemen Türk sinemaseveri adına forumumuzda da sık sık dile getirilen bir talihsizlikten kısaca bahsetmeliyim: Big Fish’e yapılan bu filme de yapıldı. Tabi ki daha öncede böyle durumlar olmuştur ama neden bu durum bu kadar kaliteli ve bir çok filme göre MÜKEMMEL olan bu filmlerinde başına geldi? Sinemaya gelmesini hasretle o kadar zaman bekledik ama tıpkı Big Fish gibi gösterime giremedi canım vatanımı da. Amerika’da DVD bile çıktı –ki bu ne demek yakın zamanda bizlere de gelecek demek. Bu durumda beni ve bir çok kişiyi “korsan’a uyma”ya zorladı. E mecbur kaldım…
İnsan neden vazgeçer anılarından? Neden kötüde olsa o’nun olandan vazgeçer? Vurdumduymaz mı olmak gerek yoksa hayatı dertsiz tasasız mı yaşamayı istemeli bunun için? ETERNAL SUNSHINE OF THE SPOTLESS MIND’da (artık kısa olsun diye ESOTSM yazıcam) Kate Winslet’in, bence!! “en iyi kadın oyuncu” Oscarını almasını gerektiren derecede mükemmel performansla canlandırdığı karakter CLEMENTINE işte bunu istedi. Onu rahatsız edeceğini, mutsuz edeceğini düşündüğü anılarında bir gecede kurtuldu ve Fransız klip yönetmeni Michel Gondry’nin ilk ama mükemmel filmi bu sebepten ötürü başladı. Hemen belirteyim bu yazıda çok fazla “mükemmel” okuyabilirsiniz, çünkü bu film MÜKEMMEL..
Film çok uzun bir girişten sonra tam olarak başlıyor ki bu giriş benim hayatım en çok hoşuma giden “tanışma” sahnesini de içinde barındırıyor –ki bu sahnenin de taşıdığı traji-komik durumda film ilerlemesi ve oturmasıyla birlikte açığa çıkıyor. Bu sahnede biraz film izlemiş her insan tüm film boyunca Jim Carrey ve Kate Winslet’in tabiri caizse “karşılıklı döktüreceklerini” hemen fark eder. Zaten bu sahneyi benim adıma bu kadar güzel kılan en büyük etkende bu. Çok beğendiğim ve artık sinemada oturmuş bir kurgu olan karmaşık kurguyla ilerliyor ve belirli bir noktaya kadar gerçekten zorlayıcı oluyor. İzleyene sıkıcı anlar yaşatıyor fakat düğümler çözüldükçe ne olduğu, nasıl olduğu ortaya çıkmaya başladıkça o sıkıldığınız sahnelerin ne kadar önemli ve ileriye dönük olduğunu kavrıyorsunuz ve kavradığını her sahnede filmde sizi biraz daha kavrıyor ve bu durum yine mükemmel oyunculukların konuştuğu son diyolağa kadar sizi bırakmıyor. Sonu “hem klişe hem değil” bir son. Nasıl olduğunu sorarsanız, anlatamam izlemeniz lazım. Tabi bundan tokat bir final beklentisi içine girmeyin, sadece izleyin..
Yönetmen zaten özünde hikayeden çok görselliğin önemli olduğu kliplerden geldiğinden film “mükemmel” bir görselliğe sahip. Eminin izleyenlerin yaptığı gibi ve de izleyecek olanların dile getirmeseler de içlerinden diyecekleri birkaç tane “vay be çok güzel”leri olacak.
Bu kadar övgüden sonra hiçbir yergi bulamadan ve de Oscar’da En İyi Özgün Senaryo ödülüne kavuşacağını hasret ve istekle tekrarlayarak son bir MÜKEMMELle bitiriyorum.. İyi seyirler…
Çok yeni olmasına rağmen IMDb’de 28.829 oyla ve 8.4 puanlamasıyla 35.nci olması da Mükemmel olduğunun binlerce kişi tarafında onaylanması demek bence
Ki 1999 yılında yapılan efsanevi Matrix’in 130bin küsür kişi tarafında oylanmasına rağmen 8.4 puanda olması bu filmin ne kadar başarılı ve MÜKEMMEL olduğunun göstergesidir. Düşünün matrix şu zaman kadar 5 yıldır oylamada ama Eternal Sunshine daha yalnızca 1 yıldır…
By: altantois on Mart 13, 2007
at 7:09 pm
[...] Eternal Sunshine of the Spotless Mind ve Science of Sleep gibi kendileri ayrı 2 yazı yazılmasını gerektirecek süper film yaptı. İkisinde de kendine has havasını ve yeteneklerini sergilemeyi bildi. Sanırım bu mütevaziliği ile birleşmiş orjinal sinema anlayışı onu farklı kılıyor ve sevdiriyor.Science of sleep’te yaratıcılığını da konuşturdu. [...]
By: Michel Gondry « hadi herkes kendi siyeçine on Ağustos 10, 2007
at 11:18 pm