Gönderen: xguilty | Ağustos 13, 2007

felsefe şeytanla muhabbettir

 kop003.jpg

Ahmet İnam’ın on numara ropörtajı. Ben okuyunca beynimin içine bakıyor gibi olmuştum. Hoşunuza gider umarım… 

 

“Felsefe seytanla muhabbettir”

Mantik, bilim felsefesi, bilgi teorisi basta olmak uzere, felsefe
tarihi, kultur felsefesi ve ahlak felsefesi alanlarinda calismalarini
surduren Prof.Dr . Ahmet Inam, Turkiye Felsefe Dernegi Baskan
Yardimciligi’nin yanisira, ODTU Felsefe Bolumunun baskanligini
yurutuyor…
inam ile hayat uzerine konustuk…


- Sevgili hocam, memleketin durumunu nasil goruyorsunuz ?

Feci sekilde kokusmus bir seyler var.
Simdi tabi bu lafi 1500 sene once Platon da soyluyormus, 500 sene once
Hamlet de soyluyordu, otuz yildir da ben soyluyorum. Hayatimiz
kokusuyor, guzel bir soz degil ama boyle.
insanlarin seyrettigi televizyon dizileri kotu, okudugu kitaplar kötü,
ama benim sikayetim bunlarin kotu oldugunu soyleyen insanlardan.
Surekli sikayet edene entel diyoruz.
Ne kadar cok sikayet ederseniz o kadar entelektuel oluyorsunuz.

Oysa Entelektuel mutlu bir adamdir, burada mutlu demek memnun
anlaminda degil. Mutludur, yasanan çirkinlikleri görür fakat bunlari
kabul etmez. Cirkinlikleri nasil duzeltebilecegini dusunur, yolunu
yordamini bulur.

Kokusmusluk, once kendimizle olan iliskimizde basliyor.
Kendimizi cok fazla degerli gordugumuzu sanmiyorum.
isin beteri kendimizi adam yerine de koymuyoruz.
Yemek yemiyor artik cagimiz insani.
Tikiniyor.
Yemegin tikinmaya dondugu, sevismenin duzusmeye dondugu bir cagda yasiyoruz.
Butun bunlar yozlasmis bir hayati gosteriyor, cunku ortada zevk yok.
Zevkin hancerlendigi bir yasam var.

- Kendimizi nasil kurtaririz bu hancerden ?

Hazlarin pesinden kosarak degil tabi.
O da hayatimizi surdurmek icin, sabah sekiz aksam bes calistigimiz
isler kadar kokusma belirtisi.
Eglenmek icin yaptigimız seyler de otomatiklesiyor.
Cunku su film seyredilecek deniliyor, herkes o filmi seyrediyor,
su yazar okunacak diye emir geliyor, herkes o yazara cullaniyor.
Fakat herkes o yazardan ne anliyor ?
Madem ki farkliyiz, herkes o farki yasamali.
Ama fark da bize giydirilen bir seye donusuyor.
Beymen’den giyinince farkli oluyorsun.
Kendimizden kaynaklanmiyor.
Yani diplomalar, nasil yasayacagimiz, her sey bize disaridan giydiriliyor.
Ama kim giydiriyor derseniz, kimse giydirmiyor aslinda, birbirimize
giydiriyoruz. Boyle olunca yasama sevinci kayboluyor, bu cok buyuk bir
tehlike.

- Ogrencilerinizin yarisinin anti-depresan kullandigi dogru mu ?

Dogrudur.
Bizim ODTU civarinda hayat bir beladir diye algilaniyor herhalde.
Surekli sisiriliyor gencler, sen akillisin diye.
Ailelerin de beklentisi buyuyor.

Ama kucuk bir basarisizlikla karsilastiklarinda hemen bunalima
giriyorlar. O kadar el bebek gul bebek yasamaya alistirilmislar ki,
acilara tahammulu olmayan insanlar yetismeye basliyor.
Yaralar almaya baslayinca, bir cikis noktasi bulamayinca ya ilaclarla
tahammul etmeye calisiliyor ya da savunma mekanizmalari asiri
gelisiyor.

- Bu durum basariya kosullanmaktan mi kaynaklaniyor ?

Basarili olsan, basarinin hicbir olcutu olmadigi icin, nerede
duracagini bilemiyorsun ve basari dangalagi oluyorsun.
Surekli onune havuc konmus esek gibi kos Allah kos.
iskolik oluyorsun.
Basarisiz olsan geride durmaya tahammul edemiyorsun.
O yuzden basari ve basarisizligin disinda bir hayati secmis
olabilirsin, yani serseri olmak çok daha iyidir bence.
Basarisizlik ve buyuk beklentiler bir aradaysa o zaman
anti-depresanci oluyorsunuz.
Bunlarin disinda ucuncu bir yasamin pesindeyseniz yaratici
olmak zorundasiniz. Yani Dunya’ya posta atmis, egemen degerlerin
disinda bir insan olmak gerekir.


Dunya’ya posta atabilmeniz icin de once kendi degerlerinizin olmasi gerekir.

- Mutsuzluk bulasici mi ?

Pisirik, guvensiz insanlarin bu kokusmusluktan cikma sansi yok.
Mutsuz ve sinirliysen bol bol sigara icersin ve kisa bir sure sonra
olursun. Mutsuzluk uzun surmez.
Trafikte kavga edersin, bir araba sopa yersin.
Sevgilinle sevisemezsin, iktidarsiz  olursun.
Onun icin rahat olmak lazim.
On derste rahat olma kitaplari simdi cok satiyor.
Orada yazanlarin tam tersini yaparsan belki biraz rahatlarsin.

- Hayvan dergisine verdiginiz beyanatta:
“Bilge dedigin firlama olur”, demissiniz.
Bu gorusunuzde israrli misiniz ?

Gayet israrliyim, hatta bu gorusumu daha da ileri goturdum,
bilge dedigin hem firlama olur, hem de pust olur diyorum.
Bilge, hayatin butun hazlarinin ardindan kosar ama o hazlarin
hicbirinin dangalagi olmaz.
Serserilerle konusur, berduslarla arkadaslik eder, bir suru
dedikodunun farkindadir, magazinleri izler ama bulasmaz.
Gunde on bes dakika televizyon izler ama sonra genellikle evleri
iki katli oldugundan yukari cikar,  Mevlana’yi Farsca’sindan okur,
yatmadan once iki bardak sarap icer.

Bilge adamda hem sokakta suren hayati yasayabilme yetenegi
ve gucu vardir hem de o hayatin disina cikabilme cesareti.
Yani bilge insan, hayatin icindedir.

Leman’i, Penguen’i okudugu zaman esprileri anlar, mel mel bakmaz.
Yani ben bilgeyim, bu adamlar ne bicim espri yapiyor, cok ayip
demez.
Son cikan kufurleri bilir.
Yeni kufurler uretir.

Yasamdan tat almayi bilir ama bunu hicbir zaman ayaga dusurmez.
Ayagiyla yasadigi yasami, yukari ceker.
O kufur ettigi zaman, kufur onda besmele gibi bir sey olur.

Bizde bilge, yerinden kalkmaz, ak sakalli, yemek  yemez, cisi gelmez
biri olarak bilinir.
Oysa bilge dedigin dogal gaz kuyruguna girer, sirasini kapan
olursa kavga eder, gerekirse karakolluk olur. Bu tanima gore
bilgelik, akademisyenlikle pek ortusmuyor.
Akademisyenlik kotu bir is.
Bilgelige aykiri, otuz yildir millete not veriyorum, kusturucu bir
sey, biktim anasini satayim, hepinize sifir diyecegim bir gün.
Ya da hepinize yuz, ne fark eder.
Bilgelikle akademisyenlik arasinda bir iliski olabilir,
o da yasi 18-20 olanlarla surekli bir arada olmaktan kaynaklanan bir
sey. Bu avantaji kullanirsaniz, yeni kalabilirsiniz.

- Biraz da asktan konusalim mi ?

Askta benim teorim su; ask dogustan hormonlarla ilgilidir ama
ayni zamanda kazanilmasi, edinilmesi gereken de bir seydir.
Emek ister.
Hormonu iyi salgilayan asik oldugunu sanabilir, cildirabilir, azabilir
ama ask ayri bir sey.
Bir sanat, bir guzellik yaratmaktir ask.
Hiyarlarin, hamhalat heriflerin isi degildir.

Diyelim ki kizin birini goruyorum, icime bir ates dusuyor ve asik
oluyorum. Yok oyle yagma, boyle beles bir sey olabilir mi ?
Ates dustukten sonra ne halt yedigine bagli olarak ask olur ya da olmaz.
Ates dustukten sonra o atesi dusuren kisiye gidip onu sondureyim
hemen diyorsan, orada ask yoktur. Ama ask dustugunde;
kendimizi, hayati, yasadigimiz kulturu anlamaya ve donusturmeye
calisiyorsak, iste ask odur.
Bize insan oldugumuzu hatirlatir ve buyuk bir sorumluluk yukler.
Asik oldugum zaman aklima su gelmeli, asigim, demek ki yapacak
cok is var. Yani sevgilimle pastanede bulusacagim veya bir
arkadasin evine gidip yiyisecegiz…

Bu da yapilmali tabi de yalniz bunu yapiyorsaniz ask falan yoktur.
Yani burada, arkadasin evine gittik, yiyistik.
Aska giris bile yok burada yiyis var.
Yani ask, o yemekten aldigimiz enerjiyle bir yere bir agac
dikebiliyorsak, bir insana yardim edebiliyorsak, farkli kitaplar
okuyabiliyorsak, geregini yerine getirdigimiz seydir.
Ask esittir sevgili degil, iki kisilik de degil cok kisiliktir ask.
Butun Dunya’yi dusman belleyip Leyla’yi sevmek degildir.
Leyla’da butun insanligi sevmektir.

- Bir entelektuel olarak mutlu musunuz ?

Yalniz kaldigim zaman, genellikle gece ikiyle dort arasinda  mutlu olurum.
Televizyonu acarim ama seyretmem.
Sesini dinlerim, duvarlara bakip oyle dusunurum, belki yazasim gelir
bir seyler karalarim.
Uykum gelince, bu Dunya duzelmez arkadas deyip yatarim.
Bugun de kurtaramadik Dunya’yi ne yapalim derim.

Hesabi durus, mutlulugu olduren seydir.
Ornegin Nietzsche, adam hayati boyunca bunu anlatti.
Ama Nietzsche’yi okuyup karamsar olan adamlar var, onlara sopayla
girismek istiyorum bazen.

Adam demis ki, ben bir enerji kaynagiyim.
Benim insan gibi insan olabilmem, icimdekilerin olabildigince
bastirilmadan ortaya cikabilmesidir.
Oysa yasam buna izin vermiyor, birbirimizi maskelemek zorunda kaliyoruz.

Gerci Freud medeniyetin temelinin bu oldugunu soylemis.
Biz de icimizdeki hayvanligi bastiracagiz diye, icimizdeki insanligi
da bastirmisiz. Hala icimizdeki erotik enerjiyle iliskimizde sakatlik
var. Erotik yanimiz ortaya ciktiktan sonra ayip bir sey yaptigimizi
dusunuyoruz. Onun icin vatan millet sakarya, ilim aski, sanki hic eros
yokmus gibi davranıyoruz, dava adami kalibina siginiyoruz.

Butun bu kaliplarim disinda felsefe; cozum arayanlarin degil,
soru soranlarin yeridir, seytanla muhabbettir.
Ne zaman ki seytan sizi alt eder, o zaman insan oldugunuzu anlarsiniz


Yanıt

  1. muhteşem!!!


Cevap bırak

Sizin cevabınız:

Kategoriler