Bu başlık “İnadım inat, dötüm iki kanat” diyenlere ithaf edilmiştir…
Bir temmuz günü verilmişti buluşma kararı. Hem de uzak bir geçmişe, taa 25 ağustosa randevulaşılmıştı. Bundan daha önce de süpersonik dörtlü buluşmaya yeltenmişti ama tahmin edebileceğiniz gibi iki seferde de Zafer’in laneti peşini bırakmamıştı ve muhtelif sebeplerden dolayı buluşmalar onsuz gerçekleşmişti. Bu sefer daha bir inançlı daha bir yürekten gördük onu görüşme konusunda. Lakin aradan bir ay geçmişken ve görüşme gününe henüz iki gün kalmışken ilk işine başladı Zafer. Her ne kadar torpilli de olsa, girdiği tükkan dadından yenmez imkanlara sahip de olsa, müsait çalışma saatleri de olsa hatta başka aksiyonlar da olsa buluşmamız önünde engin bir engeldi.
Peki biz ne yaptık! İnat ettik. Buluşma yerimizi değiştirdik. Bağdat’a kadar gittik. Sebep ne gezmek tozmak, ne de Zafer’i görmekti. Tek sebep olayın inada binmiş olmasıydı. Hem Zafer’i görsek ne olurdu ki! Lanetinden bir tutam almaktan başka ne geçerdi elimize!?
Felovşip of dı Körs
Kadıköy’den başladı yolculuğumuz. İçimizde bir ürkeklik, bir tedirginlik yok değildi. Eee boru değil lanetli auraya yaklaşmaktaydık. Tek güvencemiz Ayşedune’un sahip olduğu Holly Bless’di.
Lanet bizi minibüse binmeden buldu. Üzerime kuş pislemeye kalktı. Olay sırasında Ayşedune’a yakın olmamdan dolayı bu saldırıyı ufak bir sıyrıkla atlattım. Ayşedune’un uzattığı Healing Peçetesi ise olayın etkisini tamamen silmekte başarılı oldu. Minibüse bindikten sonra ise şöför faktörü devreye girdi. İnmek istediğimiz halde şöför bizi indirmedi. Evet! İndirmedi. “orda deeel ilerde ineceeniz!” dedi. Üzerimizde adeta bir kontrol sağladı. O kadar insan birimiz çıkıp “burada inicem lan sana ne!” diyemedi. Diyemedi, diyemedi…
Tükkana ulaştıktan sonra Ayşedune’u elçi olarak içeri gönderdik ve Zafromel’e mesajımızı ilettik. Sonrasında yerleştiğimiz Zıtarfaks tükkanında onu beklemeye başladık. Bu sırada sevgili Altantois’in ilk kez Zıtarfaks’a girmekte olduğunu ve çocuklar kadar şen olduğunu gördük. İşte aramızda geçen ufak konvırseyşın…
Ayşe- Samet ne içiceksin?
Samet- Ben bi latte ice alıcam Ayşe sen ne alıcan?
Atlan- latte ne?
Ayşe- ben de mocha ice alıcam
Atlan– mocha ne?
Fatih- ben mango alayım.
Ayşe(kasiyere)- benimki frappiçino olsun!
Atlan(boş gözlerle bakmaktadır…)
Altan’ın zerre bişey anlamadığı bu konuşmadan sonra kendimize uygun bir mekan bulduk ve yerleştik. Adeta bir teknoloji üssü olmuştuk. Zıtarfaks’ta korsan cd çekmedik demeyiz artık. O derece olduk. Akabinde Zafromel teşrif etti ve onun bu kısa arasında bir yemek faslı geçirdikten sonra birazdan izleyeceğiniz (belki de demin izlediniz çakallar sizi…) videoyu çektik efenim. Buyrun.
Videodan notlar:
*Altan’ın ilk sözü “latte ne?” oldu..
*Ayşedune nedense arkamdan geçen göbekli amcaya kitlenmiş biara
*Altantois yoğun çabaları sonucu kamerayı öyle güzel tutmuş ki kameranın mikrafonu ses alamamış.
*Zafromel’e aldığım Dune’un altıncı kitabı sayesinde Ayşedune’un nickini de uygulamaya geçirmiş olduk.
*Zafromel’in bana yaptacağı polimi ben ona yaptım(aramızda) keh keh keh…
*Efe’nin, Zafromelin doğum gününü her gün ona sarılarak kutlamasına Fatih manidar bir anlam yükledi. Biz de anlayamadık ne ayak!?
*Sarılma anında Zafromel ile ben Ying ve Yang gibi olduk.
*Zafromel’in hüzün dolu gidişi ardından Altantois de uçarak gökyüzünde kayboldu…
Olmaz dediler oldu yaa!!!!
Zafer’i göreceğiz diye inatlaştık, gittik, gördük, döndük, ama dönüşte kadıköy bahariye ve hatta oradan Moda’ya kadar yürüyerek kendimizi ıslah ettik:)
Ne yorulduk beee…ama değdi, çok keyifliydi, bir sonraki sefere kadar sağlıcakla kalın efedim.
By: aysedune on Ağustos 26, 2007
at 6:55 pm
Sıpeşıl tenkslerinize layık olmaya çalışıyorum, sebebini bilmesem de. Bari bir düzeltme yapayım da birazcık hak edeyim: “Suadiye Belediyesi” diye bir belediye mevcut değildir efendim, Kadıköy Belediyesi’dir o. Bu hayatî önem taşıyan bilgiyi de vermiş olmanın huzuru içinde son veriyorum yorumuma, sağlıcakla kalınız.
By: boleroz on Ağustos 26, 2007
at 7:07 pm
Sıtarbaksı ilk kez gördüm, sanki Zaferide ilk kez görmüş kadar helecanlandım. Evet bir ara terbiyesizlik edip kameranın sesleri almasını engellemişim ama olsun.
Süper bir gündü (süper eğlendim, süper yoruldum)
Ve buradan itiraf ediyorum (fatih adınada itiraf ediyorum)
Ayşegül bizi o kadar çok yürüttüki pişik olduk. Evet olduk.
Ayrıca Fatih ve Samet o süper “kaktırma” efsaneleri ile ünlü arkadaş grubuna asla ve katta, imkan dahi olsa katılmamaya kesin karar verdim.
Nedir lan bu? Su ısmarladık, yem gibi baktılar bana. Korktum.
Süper gündü. Askere gitmeden bir kere daha yapmazsak küserim
By: altantois on Ağustos 26, 2007
at 7:33 pm
Yorumlardan anladığım kadarıyla fikir babası olduğum bonus sahnenin gözlerinizden kaçtğı kanısına vardım. Yoksa siz sinemadan erken çıkanlardanmısınız?
By: Lost on Ağustos 26, 2007
at 7:44 pm
allaaaaaam yaaa
By: Wordpress’in kapatılmasını boykot edenler imza atsın! on Ağustos 27, 2007
at 11:06 am
yaa ben size sordum yorulduysanız binelim otobüse diye, siz inat ettiniz biz yürürüz, bize bi şey olmaz diye…
hatta Moda’ dan dönüşte sahilden yürüyerek bir kere daha yolu uzatmayı siz teklif ettiniz.
teesüflerimi sunarım.
Not::: Altan sen o gruba girmişsin de haberin yok:D
By: aysedune on Ağustos 27, 2007
at 11:54 am
çok güzel bir gün gibi duruyor videoya bakınca. ben en çok 12 dk olmasını sevdim ve tabi bitiş müziğini:))
bazılarının çok konuşmasından bazılarına fırsat kalmamış konuşmaya hehehheeee:))
By: mevhibe on Ağustos 27, 2007
at 11:47 pm