Gönderen: xguilty | Kasım 29, 2009

noooldum diil noolucam diceksin

 

zamanında ted idim.

hep marşal olim istedim,

barni oldum

kaderime tükürim…

Gönderen: xguilty | Kasım 29, 2009

10 adımda kivi olma yolları


-kivi’yi tanrılara sunuşum (temsilî)-

1 ) keyfe keder olmalısın. değerli battaniyeler tutkun olmalı. elin de gözün de oynaşta olmalı.

2 ) senin için dünyanın en enteresan şeyi lazer olmalı

3 ) yaprakları ısırdıktan sonra kendinden geçmeli, yüzün ekşimeli, dengeni kaybetmeli ve sarhoş gibi dolaşmalısın

4 ) aslı’nın çiftesine maruz kalmana rağmen hala insanlardan umudunu kesmemelisin

5 ) kendini eğlendirmek için samet’in dizine kafa atmaktan çekinmemelisin

6 ) samet’in seni şu mübarek günde tanrılara kurban etmek istercesine ters çevirip gökyüzüne uzatması ardında adeta altına sçızlamalısın (bknz: yazının başındaki foto)

7 ) samet gibi 2-3 kereden az hapşırmamalısın.

8 ) insanların gerdanını mekan edinmeli, adeta beşi bi yerde gibi gerdana yayılmalısın

9 ) egemen’in seninle konuşurken sesini inceltip çocukla konuşur gibi konuşması karşısında “ne diyi la bu civanmert” dercesine bir surat ifadesi takınmalısın

10 ) fatih ile ayşegül’ün gündeme oturan yegane pet şop boyzu olmalısın.

Gönderen: xguilty | Kasım 24, 2009

delilik sinyalleri vol.3

* geçen gün hırsızlık yapıcaktım. o nerden çıktı demeyin. vallayi de gözümü karartmıştım. olaya baştan başlim. şimdi efenim bizim tükkandaki çay kahve bilmemne makinalarından bi 7-8 tane var. ama ne hikmetse buara hepsinde bi şerefsizliktir gidiyo. misal birinden gidiyosunuz çay basıyosunuz, çay geliyo, kaşık geliyo şeker gelmiyo. diğerinden şeker geliyo, kaşık geliyo, çay gelmiyo. diğerinden şeker geliyo, çay geliyo kaşık gelmiyo. bi tanesinden bardak bile gelmiyo çay boşa akıyo. bardak da en sonda geliyo. böyle fantastik makinalar yani anlicanız.  e hal böyle olunca biz bi kaç makinadan çay basıp binbir türlü kombinasyon permutasyon hesabından sonra normal bir çaya ulaşıyorduk. tabi isyan ettik. gittik doğuş çay aldık (çünkü en güzel çay doğuş çay). fakat iş çay almakla bitmiyomuş. sıcak suyu buluyoruz allaaşükür. ama ya şeker? ah o şeker? hadi kaşık problemini kalemle çözebiliyoruz da peki şu şeker?

işte burdan çıktı hırsızlık fikri. baktım şeker bulamıyorum. bi çılgınlık yapim dedim. gidim toplantı odalarına bırakılan termoslarla kurabiyelerle gelen şekerlerden arakliyim. birinin toplantısına ara verilmesini kolliyim de arsız gibi girip salondan şeker hacıliyim. tam bunun kararını vermiş bir şekilde ofise gelmiştim ki nesquikhan saolsun “ha iğne çalmışsın ha altın” diye düşünerek beni hırsızlık gibi bi yanlışa bulaştırmamak adına şeker bulmuş getirmiş masama bırakmış (ahanda belgesi yukarda). o sırada tokat yemiş gibi oldum. ve bi daha hırsızlık yapmamaya karar verdim. oşınz fiftiin olma yolundaki maceram da böylece sona erdi. kıssadan hisse.

* bu arada şimdi farkettim. foto çekerken titretmişim makinayı. yukardaki fotoda benim çizimim var ya sol üst tarafta. ordaki gözler sanki hipnotize olmuşum gibi çıkmış. ürkünç resmen lan. abbaw tim burton oldum.

* dünya delirmiş. geçen günlerde mısır – cezayir  maçı oynandı. maç öncesi mısırlılar cezayirlilerin otobüslerini taşladı. maçı son anda atılan golle mısır kazandı. buraya kadar sorun yok. bu normal kısmı yani. malubiyet üzerine cezayir’liler ayağa kalktı. isyan etti. nerde mi? mısır’da değil. cezayir’de hiç değil. fransa’da adeta iç savaş çıkıyomuş lan :D fransız polisi de garibim şaşırmış. “manyak mı lan bu gurbetçi cezayirliler. niye gaza geldiler durduk yere” diyo gibiydiler. ama görüntüyü görmeniz lazımdı. her yeri taşlamış manyaklar. bi de lastik mastik yakmışlar. olum cezayir’deki cezayir’liler efendi efendi otururken siz niye coştunuz lan! gurbetçi coşkusu denen bişey var. o bence.

* bu sayının delilik olayı ersin’den geldi. ersin felsefe kursuna yazılmış resmen. bi de utanmadan “gel lan beraber gidelim pisagor misagor var. etik konusunu işledik geçen ders” diyo. etik için deil etek için gidiyo gibi geldi bana. ama arkadaşları arasında rencide etmiyim şimdi.

-ersin’in felsefe kursu(temsilî)-

* ersin’e göndermek için pisagor fotosu ararken bu çizimi bulduk google’da. bu elinde meydan larousse’umsu kitap tutan amca ersin. hemen arkasındaki aga benim. bu çizime bakarken inceden güldük eki eki şeklinde. ancak asıl patlama sol üst tarafta sadece kafası gözüken hatunu görünce oldu. resmen aynen zeynep’e benziyodu. bunu farkettiğim an herkese söyledim. bütün dünya ile paylaştım. bütün dünya “gohahahahah” şeklinde yerlere devrildi. resmen zeynep’in kopyası. bu kadar olmaz. önceki bölümlerden birinde “buna da şükür. daha fazla zeynep de olabilirdi.” demiştim. şükür etmek yetmiyomuş. resmen bunlar birden fazlaymış. abbaaaaww. nerelere gidem? sağda ayaktaki de ebru’ya benziyo resmen. pes.

* bugün bi CV gördüm. 8 sayfa. aklına ne geliyorsa yazmış adam. yazmayan şeyler ise yaşı maili falan. söver misin sabaha mı bırakırsın?

* çok fantastik bi haber okudum bugün gazetede. çözebilirseniz size hediye alıcam. isimleri uydurarak anlatim. şimdi fatma ile mehmet var. ayşe ile ahmet diye iki kişi daha var. bu ayşe mehmet ikilisi manita buarada. mehmet fatma’yı kaçırmak için ayşe’den yardım istemiş tamam mı. ayşe de normal olarak kabul etmemiş tabi. bunun üzerine mehmet de “madem fatma’yı götüremedik ayşe’yi götürelim” diye düşünmüş olucak ki ayşe’ye tecavüz etmiş. böyle olunca ayşe de gitmiş fatma’ya “senin yüzünden bana tecavüz etti tüüüü allah belanı versin” falan gibi bişey söylemiş. bu tartışmayı duyan ahmet de gitmiş ayşe’yi tek kurşunla öldürmüş.

bu organizasyonu ben kağıt üzerinde denkleştiremedim. ay sonunu getirmeye çalışan münir özkul gibi hesaplar içersindeyim. bunlar nasıl başardı da gerçekleştirdi anlamadım.

* eşşek kadar tükkanımız var. kocca bina bilmem kaç katlı. ama terasa çıkıp şöyle rahatlamak için derin bi nefes aldığınızda ciğerlerinize resmen bok kokusu doluyo. çünkü tükkanın yakınında kurbanlık satmaca yeri varmış.

ne diyim…

 

Gönderen: xguilty | Kasım 17, 2009

ültimatom

en az 8 gün olması gerektiğini düşündüğü haftanın 6. ya da 7. gününe uyanmak üzereydi  tofit.  “ya da” denmesinin sebebi anlatılacakların iki gün için de benzer olmasından kaynaklanıyor. ilk 5 gün sabahın 06:30’unda kalkmaya alışkın bünye o ilk 5 günde 10 dakka fazla uyku için canını vermeye hazırken 6. ve 7. günlere geldiğinde bu arzuyu hoyratça kullanıyor, arsız gibi zaman zaman uykudan uyanıp saate bakıyor, 11:00, 12:00 gibi ufak rakamları görünce sol omzu üzerinde yatmaktayken adeta bi hamsi kıvraklığıyla yatakta dönerek sağ omzuna yükleniyor ve uykunun köküne kadar gitmeye çalışıyordu.

bir süre sonra çocukluktan kalma  alışkanlıklardan biri olan ayak ile yorganı depizleme hareketiyle beraber aniden yataktan çıktı. daha ne yüzünü yıkamış ne de işemişti. bilgisayarının ilk alındığı ortaokul günlerinden kalma yerdeki bilgisayar kasasındaki düğmeye daha yataktan çıkmadan basma alışkanlığı ve bu alışkanlık doğrultusunda evrimleşmiş ayak baş parmağının, teknolojiye ayak uydurmak adına yeni aldığı notebooku üzerinde kullanamadığı için günden güne işlevini kaybettiğini farketti. onun yerine notebook’a ulaşarak elinin başparmağıyla bastı düğmeye.

bilgisayarı açılması ve kendine gelmesi için yalnız bıraktıktan sonra tuvalete yöneldi. önceki akşamki içkilerden kalma tortular ve mide huzursuzluklarıyla mücadele etme zahmetine girmeden tuvalette klozetin yanındaki duvara dayanarak işini görüyordu. el yüz yıkama safhasında ağıza alınan su ile içki kaynaklı mukozamsı tabakayı da söküp atmıştı.

elinde bilgisayar salona girdi. herkesi erkan tan coşkusuyla selamladıktan sonra uzandığı koltukta gömüldü biligsayarına. çok önemli cevaplar bekliyodu içkili gecede yazılmış gayet saçma ve hertürlü imladan muaf mesajlarına. çünkü herkes tofit’in gecenin bir yarısında attığı mesajlara bir an önce cevap vermek için 6. ya da  7. günde sabahın 06:00’ında kalkmıştı(!). bunun ne kadar saçma olacağını bilerek cevap gelmemiş olacağını tahmin etmiş ve tahmininin doğru çıktığını görmüş olduğu için keyfi yerine gelmişti.

artık refleks haline gelmiş birkaç klavye hareketiyle, alışkın olduğu, takibini rutinleştirdiği siteleri tırtıklamaya başladı. bu sırada ailenin diğer fertleri tarafından çoktan talan edilmiş kahvaltı sofrasının dağınıklığı adeta anneyi tofit kişisine karşı kışkırtmak ister nitelikteydi. tamamen bilgisayara odaklanmış tofit anne tarafından gelen “oturucan mı sofraya? koyim mi çayını?” sorusunu annelere defult cevap olarak kaydedilmiş “tamam geliyorum” cevabıyla karşıladı. annenin yapacağı ikinci anonstan önce masada olmayı hayal ederdi hep. ancak ne zaman bu uğurda acele etse o sırada bilgisayarda bir sorun çıkar, bir takılma olur ve o an mutlak görmesi gereken, görmese meraktan çatlatacak olan (her ne ise) ona bakmadan kalkamaz, dolayısıyla ikinci anonsu da işitirdi. “hadi çayını koydum, soğutma bak!”. “tamam tamam geliyorum”ların sayısı eşeysiz ürermişçesine artmaktaydı.

sonunda annenin “oğlum çayın soğudu bırak şunu!” şeklindeki ultimatomu geldi. önceki geceden kalma yavşaklık kalıntılarıyla “nooolajahhh yeeaaa buzlu çay içerik biz de tiihhee tihhhee” şeklinde hügo chavez’imsi bir cevap verdi. sonrasında ordan burdan yazılan şeylere de cevap vereyim derken çayın masadaki beklediği süre hatırı sayılır miktara ulaştı. sağdan soldan gelen mesajlara cevap verirken de çay bile kendinden vazgeçmiş, çayın içersindeki şeker komple dibe çökmüştü bile.

bir an rastlantı eseri masaya takılan gözler ile hatırladı kahvaltı safhasını. masaya oturdu, gazetesinin önce en arka sayfasını çevirdi ve tam sayfa reklamdan yediği gol ile yaşadığı ruhsal çöküntüyü ilk sayfada atlatmaya çalıştı. çaya uzanan eli yanmamak için kulpa yönelmişti. kulpundan tuttu, bir yudum almasının akabininde kurduğu “oooonnnnnnöööööööööööö, çoooyyy söğömöööşşş tökrör wörsööönööö” şeklindeki  annenin dakikalardır beklediği cümleye anne üretmiş olduğu onlarca alternatifli potansiyel cevap dağarcığından en nadidesiyle cevap verdi;

“kalk, al!”

guilty

Gönderen: xguilty | Kasım 12, 2009

fakat eş dost!? vol.2

eş dost

* fakat boğaç’ın terası!?

* fakat ersin’in bir yolculuktan daha vazgeçmesi!?

* fakat zeynel’in esmer güzeli!?

* fakat mert’ten ses gelmesi!?

* fakat pitır ceksın’ın kinderden çıkarcasına pörtleyen district 9′u!?

* fakat gözde’nin bitmek bilmeyen hastalığı!?

* fakat babamın ceo(siyo)’yu ceo(ceo) olarak telafuz etmesi!?

* fakat aslıhan’ın bulgar sınırındaki evi!?

* fakat cihan’ın börtü böcük sevgisi!?

* fakat aslı’nın tabu’da sonradan açılması!?

* fakat kızlar takımının çin imparatoriçelerinden öğrendikleri taktikleri tabu da kullanmaları!?

* fakat erkekler takımının kızlar takımına tabudaki ezici üstünlüğü!?

* fakat egemen’in kısırları kaz gibi yutması!?

* fakat inci’nin yağmurluk içinde en tatlı gözükmesi!?

* fakat turkcell’in çekkim gücccü!?

* fakat ben derken!?

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »

Kategoriler